Ergenlik Döneminde Beslenme: Büyüme Çağında Nelere Dikkat Edilmeli?
Gül Aybala Murat, Diyetisyen ·
Ergenlikte büyüme neden hızlanır?
Ergenlik, boy uzamasının ve vücut bileşimindeki değişimin bebeklik dönemi dışında en hızlı seyrettiği yaş aralığıdır. Kızlarda çoğunlukla on ile on dört, erkeklerde on iki ile on altı yaşları arasında belirginleşen bir büyüme atağı görülür; başlangıç yaşı ve sürenin uzunluğu kişiden kişiye değişir. Bu dönemde yalnızca boy uzamaz; kas kütlesi, kemik yoğunluğu, kan hacmi ve organ ağırlıkları da birlikte artar.
Değişimin yönü de cinsiyete göre farklılaşır. Erkeklerde kas kütlesindeki artış daha belirgindir, kızlarda ise yağ dokusunun oranı ve vücuttaki dağılımı değişir. Bu, bir sorun ya da “kilo alma” işareti değil, hormonal olarak beklenen bir gelişimdir. Ergenlerde tartı ve boy, yetişkinlere uygulanan sınıflandırmalarla değil; yaşa ve cinsiyete göre hazırlanmış büyüme eğrileriyle (persentil) değerlendirilir. Bu değerlendirmeyi, çocuğu düzenli izleyen hekim yapar.
Artan enerji ve besin ihtiyacı
Büyüme atağı sırasında günlük enerji ihtiyacı yaşamın pek çok döneminden yüksektir; bazı ergenlerde yetişkinlik dönemindeki ihtiyacın üzerine çıkar. Buna okul, spor ve hareketli günlük yaşam da eklendiğinde, iştahın artması beklenen bir tablodur. Ergenin sık acıkması genellikle bir alışkanlık sorunu değil, büyümenin getirdiği fizyolojik bir yanıttır.
Asıl mesele enerjinin miktarından çok kaynağıdır. Aynı enerji, şekerli içecek ve hazır atıştırmalıklardan da alınabilir; tam tahıl, kuru baklagil, süt ürünü, yumurta, et-tavuk-balık, sebze, meyve ve yağlı tohumlardan da. İkincisinde enerjiyle birlikte protein, demir, kalsiyum, çinko, B grubu vitaminleri ve lif de gelir. Büyümenin hızlı olduğu bir dönemde bu ögelerin karşılanması, alınan kalorinin kendisinden daha belirleyicidir.
Protein ihtiyacı da bu dönemde artar; ancak bu artış, çoğu ergende dengeli bir öğün düzeniyle kolayca karşılanır. Ek protein tozlarına yönelmeden önce, ana öğünlerde protein kaynağının bulunup bulunmadığına bakmak daha doğru bir başlangıçtır.
Demir: en sık gözden kaçan öge
Demir ihtiyacı ergenlikte iki nedenle yükselir. Kan hacmi ve kas kütlesi arttığı için her iki cinsiyette gereksinim artar; kızlarda buna adet kanamalarıyla oluşan kayıp eklenir. Bu nedenle ergen kızlar, demir yetersizliği açısından en dikkat edilmesi gereken gruplardan biri olarak değerlendirilir.
Demirin besinlerdeki iki farklı biçimi vardır. Et, tavuk ve balıkta bulunan hem demir daha kolay emilir. Kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, pekmez ve kuru meyvelerdeki demirin emilimi ise daha düşüktür ve yanında ne yendiğine göre değişir. C vitamininden zengin bir besinin (limon, biber, maydanoz, turunçgiller) aynı öğünde bulunması emilimi destekler. Öğünle birlikte ya da hemen ardından içilen çay ve kahve ise emilimi azaltır; bu içecekleri öğünden en az bir saat sonraya bırakmak pratik bir öneridir.
Sürekli yorgunluk, halsizlik, hafif eforda bile nefes darlığı ve dikkat dağınıklığı gibi şikâyetler demir yetersizliğiyle ilişkili olabilir; ancak bu şikâyetlerin başka nedenleri de vardır. Tanı kan tetkikiyle konur, takviye kararı ve dozu hekime aittir. Kan değerine bakılmadan başlanan demir takviyesi gereksiz olabileceği gibi, gereken bir takviyenin atlanması da sorun yaratır. Et tüketmeyen ergenlerde konu ayrıca ele alınır; bu durumda vegan ve vejetaryen beslenme başlığındaki planlama ilkeleri devreye girer.
Kalsiyum ve D vitamini: kemik için dar bir pencere
Yetişkin yaşamda ulaşılan kemik kütlesinin önemli bir bölümü ergenlik yıllarında birikir. Bu birikimin gerçekleştiği dönem sınırlıdır; sonradan telafi edilmesi aynı ölçüde mümkün olmaz. Kalsiyum ihtiyacının yaşam boyunca en yüksek olduğu dönemlerden birinin ergenlik olması bu nedenledir.
Süt, yoğurt, ayran, peynir ve kefir en yoğun kalsiyum kaynaklarıdır. Süt ürünü tüketilmeyen ya da azaltıldığı durumlarda susam ve tahin, kuru baklagiller, koyu yeşil yapraklı sebzeler, badem ve kalsiyumla zenginleştirilmiş bitkisel içecekler devreye alınır. Kalsiyumun bağırsaktan emilebilmesi ve kemiğe yerleşebilmesi için D vitamini gerekir; D vitamininin başlıca kaynağı güneş ışığıdır ve besinlerden karşılanan miktar sınırlıdır. Kapalı alanda geçen uzun okul günleri bu nedenle önem taşır. D vitamini düzeyi kan tetkikiyle belirlenir, takviye gerekip gerekmediğine hekim karar verir.
Bu dönemde şekerli ve gazlı içeceklerin süt ve ayranın yerini alması sık görülen bir değişimdir. Buradaki asıl kayıp, alınan şeker miktarından çok, yerini aldığı içecekle birlikte kaçırılan kalsiyum ve proteindir.
Öğün atlama ve düzensiz beslenme
Ergenlikte en sık atlanan öğün kahvaltıdır. Sabah iştahsızlığı, geç yatma, geç kalkma ve zaman baskısı bir araya geldiğinde kahvaltı kolayca gündemden düşer. Sonuç genellikle öğleden sonra bastıran açlık, ders saatlerinde düşen dikkat ve akşam saatlerine yığılan bir yeme düzenidir.
Kahvaltının klasik bir sofra olması gerekmez. Yumurta, peynir, tam tahıllı ekmek, süt, yoğurt, bir avuç yağlı tohum ya da meyveden oluşan küçük ama protein içeren bir başlangıç çoğu zaman yeterlidir. Sabah hiç yiyemeyen ergenlerde okulda tüketilebilecek hazır bir seçenek hazırlamak, öğünü tamamen atlamaktan iyidir.
Okul çantasına konan ara öğün de aynı mantıkla kurulur: yanında protein ya da sağlıklı yağ bulunan bir seçim, tek başına tüketilen bir hamur işine göre tokluğu daha uzun sürdürür. Evde birlikte hazırlanabilecek pratik seçenekler için tarifler bölümündeki fikirlerden yararlanılabilir.
Beden algısı ve riskli diyet davranışları
Ergenlik, bedenin hızla değiştiği ve bu değişimin akranlarla kıyaslandığı bir dönemdir. Sosyal medyada karşılaşılan beden görüntüleri ve kısıtlayıcı diyet içerikleri, gelişimin normal bir parçası olan değişimleri “düzeltilmesi gereken” bir durum gibi gösterebilir. Bu ortamda kendi kendine başlanan katı diyetler, öğün atlama, öğün sonrası telafi davranışları ve besin gruplarının tamamen çıkarılması yaygınlaşır.
Büyüme sürerken uygulanan kısıtlayıcı diyetler yalnızca kilo üzerinde etkili olmaz; boy uzaması, kemik birikimi, adet düzeni ve okul başarısı da bu kısıtlamadan etkilenebilir. Bu nedenle ergenlerde hedef çoğu zaman kilo vermek değil, büyüme sürerken beslenme kalitesini iyileştirmektir.
Yeme davranışında belirgin bir değişim, sofradan kaçınma, yemek sonrası tuvalete gitme alışkanlığı, besinleri “iyi–kötü” diye ayırmada aşırılık, kısa sürede ciddi kilo kaybı ya da adet düzensizliği gibi bulgular varsa konu tek başına beslenme başlığı değildir. Yeme bozukluklarının tanısı ve tedavisi hekim, psikiyatrist ve psikolog ile diyetisyenin birlikte çalıştığı bir süreçtir; ilk adım hekime başvurmaktır.
Aile içinde kullanılan dil de bu tabloyu doğrudan etkiler. Beden ve kilo üzerine yapılan yorumlar, tabakta kalan yemeğin sürekli konuşulması ya da ergenle birlikte diyet yapılması genellikle beklenenin tersi bir sonuç verir. Yemek seçimlerinin evde ulaşılabilir olması, sofranın birlikte kurulması ve baskısız bir ortam daha kalıcı bir etki bırakır.
Spor yapan ergenlerde durum
Düzenli antrenman yapan ergenlerde enerji ihtiyacı, büyümenin gerektirdiği miktara antrenman yükünün eklenmesiyle daha da yükselir. Bu grupta en sık karşılaşılan sorun, alınan enerjinin harcamayı karşılamaması ve büyümeye ayrılacak payın azalmasıdır. Antrenman öncesi ve sonrası öğünlerin düzenlenmesi, sıvı alımının takibi ve demir durumunun izlenmesi bu nedenle önem taşır.
Performans amacıyla kullanılan takviyeler, enerji içecekleri ve yüksek kafeinli ürünler ergenlik döneminde önerilmez. Bu yaş grubunda öncelik, düzenli öğünler ve yeterli uykudur. Antrenman düzeni yerleşmiş sporcularda plan ayrıca ele alınır; bu konuda sporcu beslenmesi başlığındaki yaklaşım kullanılır.
Pratik bir çerçeve
Ergenlikte beslenme düzeninin birkaç sade ilkeye indirgenmesi mümkündür: günün bir öğünle başlaması, her ana öğünde bir protein kaynağının bulunması, süt grubunun günlük düzene girmesi, sebze ve meyvenin görünür ve hazır olması, şekerli içeceklerin istisna hâline gelmesi ve suyun gün boyunca ulaşılabilir olması. Uyku süresinin yeterli olması da iştah düzeni üzerinde doğrudan etkilidir.
Bu ilkeler her ergende aynı biçimde uygulanmaz. Okul saatleri, antrenman düzeni, sofra alışkanlıkları, besin sevmeme durumu ve varsa tanı konmuş bir hastalık planı değiştirir. Büyüme sürerken kurulan bir beslenme düzenini yaşa ve gelişim dönemine göre birlikte belirlemek için çocuk ve ergen beslenmesi hizmetini inceleyebilir, değerlendirme için randevu oluşturabilirsiniz.